Haberler RSS



Koruk Suyu demek yaz başlıyor demek, mayhoşluk demek enerji demek…

Eski zamanlarda yaz başlangıçlarında kadınlar tarlalarda çalışıp evlerine dönerken, yol üstündeki bağın asmasından henüz olmamış bir salkım koparıp, akşam yemeğinin yanına doğradığı yeşilliğe o salkımın ekşisini sıkıverirlermiş. İşte o salataların tadı bambaşka olur, hafızalarda o yazların tadı, anısı bir başka kalırmış. Koruk üzümün olgunlaşmamış halidir. Görüntüsü ve tadı yeşil eriğe benzer, hatta tuzlayıp yeşil erik gibi de tüketilebilir veya turşusu yapılabilir. Koruk, renginden bağımsız olarak üzümün ham halini ifade eder. Henüz olgunlaşmadan toplandıkları için renk alamamış olurlar. Bu olgunlaşmamış üzümler ezilip suyu çıkartılarak mayhoş bir içecek olan koruk suyu elde edilir. Avrupa’da “verjus” olarak bilinen koruk suyu, tek başına tüketilebileceği gibi yemeklerde de farklı şekillerde kullanılmaktadır. Orta Çağ Avrupası’nda mutfakların gözde bir elemanıymış koruk suyu. Limon henüz ortalarda yokken yerine...

Okumaya devam et



Kilye Organik Tahin ile Neler Yapabilirsiniz?

Susamın kavrulup, ezilerek yağ haline getirilmesiyle oluşan tahin, yüksek besin değerinin yanı sıra birçok farklı tarifte yer alabilmesi sebebiyle de sevilen ve çeşitli kültürlerde uzun yıllardır tüketilen bir lezzet. Böylesine faydalı ve kompleks bir besin organik olarak elde edildiğinde çok daha özel bir deneyim sunuyor. Tahinle yapılabilecek pek çok tarif mevcut. Soslardan mezelere, kahvaltılıklardan tatlılara hemen her yerde kullanılıyor. Protein kaynağı olan tahin; içerdiği fosfor, potasyum, magnezyum, demir, kalsiyum ve vitaminlerle de yemeklerin besin değerini arttırır. Alkali mineral içeriğiyle diyet dostu olmasının yanı sıra kilo kaybına da yardımcı olur.  Peki, Kilye Organik Tahin’in diğerlerinden farkı nedir? Kilye Organik Tahin titiz bir üretim sürecinden geçer; doğal ve ilaçsız bir ürün olarak karşımıza çıkar. Bozokbağ’da organik olarak yetiştirilen susam taneleri, özenle toplandıktan...

Okumaya devam et



KESKİN SİRKE KÜPÜNE ZARAR, AMA KİLYE SİRKELERİ HER İŞE YARAR

Kış sürüyor, virüsle mücadele de maalesef henüz bitmedi… Probiyotiklerin vücuttaki ana kumandayı devralması şart oldu. Sirkenin itibarı daha çok salatalardaki ekşi tattan ya da kötü şaraba yapılan yakıştırmadan ileri gelse de aslında sirkenin en çok öne çıkan yanlarından biri probiyotik deposu olmasıdır. Sirke türlü üretim yöntemleri ve çeşitleri olan ekşi bir fermantasyon ürünüdür. Bu ekşi tadın başrol oyuncusu “mycoderma aceti”, yani sirke bakterisi, alkolü özenle asetaldehite dönüştürür ve ortaya o keskin, ekşi meyve suyu çıkar. Farklı kimyasal tepkimelerin, meşakkatli bir mayalanmanın ve detaylı bir üretimin sonucudur. Kimilerine fazla ekşi gelir, kimileri tadını çok keskin bulur, kimileri de yemeklerde ısrarla limonu tercih eder onun yerine. Ancak faydaları say say bitmez. Özellikle coronavirus ile mücadele ettiğimiz bu günlerde, sirke hem bağışlık güçlendirici...

Okumaya devam et



Ve zeytin hasatı

Zeytin ağacı tüm ağaçların ilkidir. Bütün kutsal kitaplarda, efsanelerde adı geçer. Zeytin sağlığın, refahın ve bolluğun sembolüdür. Antik Yunan’dan Mısıra, hemen her yerde rastlanmıştır zeytine ve zeytin kültürüne. Hakkında yazılan hikayelerin, üzerine söylenen sözlerin sonu yoktur. Zeytin ağacı binlerce yıl yaşayabilir. Yaşlandıkça gövdesindeki halkalara bir yenisi eklenir. Şimdi zeytin hasadı zamanı… Hayattaki birçok şey gibi, zeytin hasadı için de doğru zaman beklenmelidir. Asırlar boyu toprağa derin bağlılık gösteren zeytin ağaçları, aynı sadakati görmeyi şüphesiz ki hak ediyorlar. Taneler zedelenmeden özenle toplanmalı, titizlikle işlenmelidir. Tüm işlemler aceleye getirmeden, ama geciktirmeden yapılmalıdır. En önemli yetiştiricilik uygulaması olan hasat, en uygun seviyede yağ oluşumunun sağlandığı ve zeytin meyvesinden en iyi verimin alınacağı dönemde yapılmalıdır. Bu hasadın erkeni makbuldür. Eceabat’ta erken hasat yapılır; Ekim-Kasım...

Okumaya devam et



Geleceğimiz bağışıklığımızsa, güçlendirelim!

İçinden geçtiğimiz süreç, salgın hastalıkların bulaşma riskiyle mücadelenin yanısıra kişisel tedbirleri de hayati hale getirdi. Bunlardan en önemlisi de yüksek bir bağışıklığa sahip olmak. Her geçen gün dünya, yeni bir mikrop, virüs, enfeksiyonla tanışıyor ve bizlere de bağışıklığımızı kuvvetli tutmaktan başka bir çare kalmıyor. Aslında bağışıklık, hastalıklara karşı koruma kalkanı görevi gören hatta kötü hücreleri kendi hücrelerimizden ayırt ederek onları yok edebilme becerisine sahip vücuda ait bir silah. Genetikten fiziğe, aldığımız gıdalardan strese kadar birçok nedenle bağlantılı olarak herkeste eşit derecede seyretmiyor. Kimi zaman doğuştan geliyor, kimi zaman da süreçle şekilleniyor. Bağışıklığımızı kuvvetlendirecek birçok yol var. Ancak en doğru yöntemler hep doğanın kendisinden geliyor. Yani dışardan takviye olarak bize önerilen tüm vitaminler, destekler tükettiğimiz besinlerde zaten bulunuyor. Burada sadece gıdaların...

Okumaya devam et