Kilye, 2006 yılından beri yürüttüğü “yerli tohumu koruma ve çoğaltma” projesi ile yok olmaya yüz tutmuş atalık yerli buğday tohumlarını Eceabat’ta bulunan aile bağları Bozokbağ'da çoğaltarak yeterli üretim miktarı elde ediyor. Genetiği değiştirilmemiş, 14 kromozomlu DNA’ya sahip Akkunduz, Karakılçık, Sarı Buğday ve Yerli Çavdar tohumları hasat sonrasında taş değirmende öğütülerek un haline getiriliyor. Kilye organik buğday unu serisi, tüm Kilye ürünlerinde olduğu gibi doğallık, mevsimsellik, katkısızlık ve yöresellik unsurları gözetilerek üretiliyor.

Günümüzde yüksek verim amaçlı genetiği değiştirilerek kromozom sayısı artırılmış hibrit (melez) buğday tohumları yaygın olarak kullanılıyor, ancak vücudun tolere edebileceği glutenden fazlasını içerdiğinden insan sağlığını her geçen gün daha da olumsuz etkiliyor.

Geleneksel yerli buğdaydan üretilen un çeşitlerinden her birinin ayrı bir özelliği var. Akkunduz, isminin aksine esmer un veren bir buğday çeşidi. Halk arasında Akbaşak olarak da anılıyor. Zengin ve tok tutan yapısından ötürü daha çok ekmek yapımında kullanılıyor. Sarı Buğday ise sarıya çalan renkte, iri taneli ve uzun boylu. Yörede keşkek ve bulgur yapımında kullanıldığından hafif beslenme için ideal. Karakılçık, nesli tükenmek üzere olanların başında. İsmini başağında bulunan siyah kılçıklardan alıyor, unu ise beyaza yakın. Günümüz buğdaylarına göre besin değeri karşılaştırılmayacak kadar yüksek. Yerli çavdar ise yüzde %100 atalık saf çavdar tohumundan elde ediliyor. Vitamin ve protein açısından oldukça yüksek.